yaşam düşlerdedir...yoksa yaşam bir düş müdür..düş nedir, neyle beslenir, gözleri var mıdır mesela?

Hayatımı ve dolayısıyla beni etkileyen şeyleri yansıtacak bu blog... belki bir söz, belki bir olay, duygu, vesaire, vesaire....

[ Ana Sayfa ] [ Profilim ] [ Arşiv ] [ Arkadaşlarım ]

Ay nerde?

Dolunay var mıydı?..Bir görünüp, bir kayboluyordu ay..Yakamoz da öyle tabii...Tıpkı belleğim gibi... O bir göl müydü yoksa deniz mi?... Ben kimdim?. Bu bir rüya mıydı?.. Masum muydu, değil miydi?. Peki o kimdi?. Gözleri mi? Vardı, tabii...Peki ya kokusu...

Ne oldu peki?

Uyandım & Kayboldu...

Uyandığımda yoktu tabii yanımda tıpkı her rüya gibi...

Peki ya tılsımı?.....

 

 

 

 


[ 09:13 ] [ 11/8/2006 ] [ 3 Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

LOST

 


[ 11:54 ] [ 9/8/2006 ] [ 2 Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

ALMORA

 

 

Kaf Dağının Ardında

Gökyüzünün perdeleri, açıl desem açılır mı?
Masalların ülkesine sonbaharda kar yağar mı?
Ak saçların vardı senin, güneş gibi bir gülüşün
Senin için ağlamıştı ırmakları gökyüzünün

Şimdi buradan çok uzakta, rüzgarların tahtındasın
Belki masal diyarlarda, kaf dağının ardındasın
Uyan, uyan uykulardan, sonsuz sırlar arasından
Gökyüzünün kapısından bana yıldız toplar mısın?

 

 

 

 


[ 11:40 ] [ 8/8/2006 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

Uç benim boynumun soytarısı

Aslında ben de anlamı olan bir şiir bu...

Ama anlamı olduğu için yazmıyorum buraya...

Geçenlerde bilgisayarımda ne var ne yok diye bakınırken hatırladım varlığını...

Ne güzel de söylemiş 'Uç benim boynumun soytarısı'... Çok seviyorum bu sözü ve bu şiiri..

 

Nasıl bişeydir bu boyun soytarısı?.. Kimdir?...Neyle beslenir?..Gözleri var mıdır mesela?..:)...Var sa bile ne renktir?...

 

 

 

DAVUN

Uç benim boynumun soytarısı
kirle her cemreyi bana doğru olan
unuttum güçbela soluyan perdeleri
dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam
unuttum onu da.
Zaten bir tanım değil midir
tavsayan düşüp kalkmalara
hüznün hacanası diye bildiğim akşam
bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz
fırça çekmeye doğru ölümün bacısına
parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan
aşk -bir tanım değil midir-
kusturucu güzellikler ardından.
Her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde
azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan
uç benim boynumun soytarısı
dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan
göğsümde serinleyen akçıl kuşların
esirgeyen bağışlayan DİRENME'nin adıyla
indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan
indir, indir de
geceleyin dupduru bir iniltiyi
bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-
Fırlamayın, bıktım tanımlanmaktan.
Leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü
akçıl göçmen kuşları çünkü
çünkü özentisiz taşra yanakları
gibi çarşılara ilişkin
firegili göklerin altında olmak gibi
yatırları severim
paskalya tatilini.
Her tanım zorlu kilitlerdir belki de
çaput yıldızları aşka dayalı duran
uç benim boynumun soytarısı
böğrümde avrupalı atları koşuşturan
aşkım, tanımım, yanaşmam

 

İsmet Özel


[ 06:01 ] [ 8/8/2006 ] [ 1 Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

Züğürt Tesellisi

 

                     

 

'İspanya sahilleri 60 milyon deniz anasının akımına uğradı'.. İyi ki dönmüşüm..Şimdi her gün denize girerdik orda..Bir tanesi denk gelse mazallah. Bir de sıcaktır şimdi oralar. Hiç çekilmez. İyi ki de dönmüşüm!!!

 

 


[ 03:00 ] [ 8/8/2006 ] [ 2 Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]